Yüreğinin Götürdüğü Yer Git

Susanna Tamaro

“Yapmaya değecek tek yolculuk, içimize yaptığımız yolculuktur…”

Susanna Tamaro

Susanna Tamaro, Yazar,1957 yılında Trieste doğdu. Dört köpeği, on kedisi, on beş kırmızı balığı, pek çok papağanı, beş kaplumbağası, bir kirpisi ve otuz hampsteri oldu. Bisiklete binmeye, paten ve buz pateni yapmaya bayılır. Hem mızrak hem de ok atmayı bilir. Kışları kızak ve kayakla kayar. Badminton ve voleybol oynar, karate yapar.
Bu sporlarla ve hayvanlarıyla uğraşmadığı zamanlar çocuklar ve büyükler için kitap yazan bu İtalyan yazarı Susanna Tamaro’nun 1994’te yayımlandığı zaman İtalya’da büyük yankı uyandıran ve yılın olayı olan bu kitabı, çok satan kitaplar listesinin başındaki yerini uzun süre bir başka kitaba bırakmamıştır. Eco’nun `Gülün Adı’ adlı romanından sonra en başarılı İtalyan romanı olarak karşılanan Yüreğinin Götürdüğü Yere Git, 80 yaşındaki bir kadının uzaklara giden genç torununa yazdığı ve hem bir iç döküş, hem de vasiyet sayılabilecek mektuplarından oluşuyor.

…Signore Razman’ın karısı beni görmeseydi, eminim sen şu anda öksüz kalmıştın. Öksüz mü? İnsanın ninesi ölünce böyle denir mi? Pek emin değilim. Belki de nineler ve dedeler, kayıpları adlandırmaya değmeyecek aksesuar olarak görüyorlardır. İnsan dedesinden ninesinden, ne öksüz ne de dul kalır. Onları uzun yolun bir yerinde doğallılıkla,dalgınlıkla, sanki bir şemsiye bırakır gibi bırakırız…

YüreğGötürdüğü Yer Git/ Susanna Tamaro

...Çocukluk ve yaşlılık birbirine benzer. Her iki durumda da, değişik nedenlerle, oldukça savunmasız olur; hala-ya da artık- etkin yaşantının bir parçası değildir. bu da korunaksız, açık bir duyarlılıkla yaşamaya yol açar. Bedenimizin çevresinde görünmez bir zırh oluşması ergenlik döneminde başlar. Bu zırh bu dönemde oluşur. ve ergin yaşam boyunca kalınlaşır.Gelişimi biraz da incininkine benzer, yara ne denli büyük ve derinse, çevresinde oluşan zırh da o kadar güçlü olur.Ama sonra zamanla, çok uzun süre giyilen bir giysi gibi en çok kullanılan yerlerinden yıpranır, dikişleri atar ve ani bir hareket sonucu yırtılır…

... İkimiz arasında doğal bir fark oluştu derken, işte bunu söylemek istiyordum. Senin zırhının oluşmaya başladığı dönemde, benim ki çoktan lime lime olmuştu…

Yalın, güncel bir dille, sevgiyle ve içtenlikle kaleme alınmış, ama asla gönderilmemiş olan bu mektuplarda, yaşlı kadın, kendisinin ve kızının dokunaklı yaşamlarının gizli kalmış yönlerini açığa vururken, bir yandan da hem kendini, hem de kızını irdeliyor; kendine karşı bir iç hesaplaşma yürütüyor. Değişen gelenekler, altüst olan değerler karşısında hissettiklerini torununa sevgiyle, bilgelikle aktarmak isteyen bu yaşlı kadın, kendi gençliğinde yapmayı göze alamadığı şeyleri yapmasını torununa öğütlerken, “Yapmaya değecek tek yolculuk, içimize yapacağımız yolculuktur,” diyor; “o özgün çağrıya kulak vermeli ve yüreğimizin götürdüğü yere gitmeliyiz.”

En çok da, hayatın bir koşu değil, hedefi vurmak olduğunu söylediğimde dehşete kapıldın; Önemli olan zamanla tasarruf değil, bir hedef bulmaktır…Bir zamanlar okuduğum bir Hint kitabına göre bütün güç kaderin elindedir, irade gücü yalnızca bir bahanedir…. ….Ne var ki ertesi gün bir kaç sayfa daha okuyunca ,kaderin geçmişteki davranışlarımızdan oluştuğunu, kaderimizi kendi ellerimizle çizdiğimizi gördüm.

Değişen gelenekler, altüst olan değerler karşısında hissettiklerini torununa sevgiyle, bilgelikle aktarmak istiyor.

—sana bahçenin evcilleştirilmiş bir doğa parçası olduğunu, bir doğa kopek gibi her yıl efendisine daha çok benzediğini gerçekten bir kopek gibi sürekli bakım istediğini…

Altmış-yetmiş yaşında anlıyorsun ki bir bahçe ve bir ev, rahatın için rastlantı sonucu ya da şıklık olsun diye yaşadığın yerler değil onlar senin bahçen evindir. Kabuğu bir midyenin bir parçasıysa onlar da senin bir parçandır. Sen o kabuğu kendi salgılarınla oluşturdun. içindeki kıvrımlarda senin öykü var. Belki ölüm bile onları senin varlığından, onların içinde yaşadığın sevinçten, kaderinden ayıramayacaklar…

Mutsuzluk genel olarak dişi çizgi izler. bazı kalıtsal anormallikler gibi anadan kız evlada geçer. gerçekten zayıflayacağına daha yoğun, daha kalıcı ve derin olur. Erkekler için çok daha değişikti. Meslekleri vardı, siyaset ve savaşları vardı. Enerjilerini dışa vurup rahatlayabiliyorlardı. Biz kuşaklar boyunca yalnızca yatak odasını, mutfağı, banyoyu tanıdık…

Kader kavramı yaşla gelen bir düşünce..

Neşe evet en çok özlediğim şey bu olmuştur. Sonraları mutlu oldum ama mutluluk neşenin yanında bir elektrik lambası gibidir. Mutluluğun hep bir nesnesi vardır,bir şeyler yüzünden mutlu olunur. varlığı dışarıdan bir olaya bağımlıdır.

Oyasa neşenin nesnesi yoktur. Belirgin olmayan bir nedenle sarar seni

…zihin sözcüklerin hapishanesidir. Oysa yürek nefes alır, organlar arasında bir tek o atar…

Bu yaşlı kadın, kendi gençliğinde yapmayı göze alamadığı şeyleri yapmasını torununa öğütlerken, “Yapmaya değecek tek yolculuk, içimize yapacağımız yolculuktur,” diyor; “o özgün çağrıya kulak vermeli ve yüreğimizin götürdüğü yere gitmeliyiz.”

Her zaman yapılan yanlış nedir, bilir misin? Yaşamın değişmez olduğunu sanmak…

Çağdaş insanın en bütün alışkanlıkları arasında, günlük gazeteleri okuması en çok kötü alışkanlık olarak sayılabilir. Derdi. Sabah ruhun en açık olduğu anda ,gazeteler bir önceki gün dünyada yaşanmış olan bütün kötülükleri insana akıtırlar.

Amerika Kızılderilerinin şöyle bir deyiş varmış; Bir insanı yargılamadan önce gökte üç ay eskiyinceye dek onun mokasenlerinde yürür…

….Yola nereden başlayacağımı kırk yaşımda anladım. nereye varmam gerektiğini anlamam ise engelli uzun tutkulu bir süreç oldu.

Annem bütün kibri ile karşıma dikildiğinde ona şöyle diyordum. Yüreğimi incitiyorsun. bana gülüyordu. gülünç olma , diye yanıtlıyordu. beni “yürek bir kas değildir. koşamazsan acıtmaz….

Gene de bana öyle geliyor ki, şim di her şey çok hızlandı. Tarih pek çok olay yaratıyor. bizi sürekli değişik haber bombardımana tutuyor. İnsan her gün kendini daha çok yorgun hissediyor. Bir yaşam sonundaysa tükeniyorsun…

…”ilginç yıllar göresin,” dermiş Çiniler birbirlerine. Bu iyi bir dilek mi sence? Sanmam, Bu bana bir dilekten çok bir laneti anlatıyor. İlginç yıllar , en çalkantılı, en çok olaya sahne olanlardır. Ben çok ilginç yıllarda yaşadım ama belki senin yaşadıkların daha ilginç olacak…

Kendine dikkat et. Büyürken, yanlışların yerine doğruları koymak istediğinde; şunu anımsa, Yapılacak ilk devrim insanın kendi içinde yapacağıdır.İnsan kendi hakkında bir düşünceye sahip değilken bir düşünce uğrunda savaşmak , yapılabilecek en tehlikeli şeylerden biridir.

...Yolunu yitirdiğin , şaşırdığını hissettiğin zaman ağaçları düşün, onların büyüme biçimini anımsa. Unutma ki yaprağı gür ama kökü zayıf bir ağaç ilk güçlü rüzgarda devrilir. oysa kökü güçlü ve az yapraklı ağaçta can suyu bin bir güçlükle dolaşır. Kökler ve yapraklar aynı ölçüde gelişmelidir. olayları içinde ve üzeri de olmalısın, ancak böyle doğru mevsimde çiçekler ve meyvelerle donanabilirsin…

Ve sonra, önünde pek çok yol açılıp sen hangisini seçeceğini bilmediğin zaman, herhangi birine, öylece, girme, otur ve bekle. Dünyaya geldiğin gün nasıl güvenli ve derin soluk aldıysan, öyle soluk al, hiçbir şeyin senin dikkatinin dağıtmasına izin verme, bekle ve gene bekle Dur. sessizce dur ve yüreğini dinle seninle konuştuğu zaman kalk ve yüreğinin götürdüğü yere git…

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.